NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

16 Eylül 2011 Cuma

Teknik Bir Arıza


1984 yılında Buenos Aires'te doğdu. Tabii ki bu şehirde doğan her erkek çocuk gibi top peşinde koşturarak büyüdü. Tekniği çok iyiydi bunun yanında golcü özellikleride vardı. Üstüne üstlük solak olması onun için yeni Maradona olma konusunda bir avantajdı. Keşfedilmesi uzun sürmedi, Boca Juniors altyapısında futbola başladı ve ilk profosyonel maçına yine Boca formasıyla 18 yaşındayken çıktı.

İki sezon oynadığı Boca Juniors'ta 37 maça çıktı ve 10 gol attı. Altyapıdan gelmesi ve gelecek vaadeden bir yetenek olması onun için hem bir avantaj hem de bir dezavantajdı. Taraftarın sevdiği bir genç yetenek olması güzeldi tabii o yaşlarda ama yeni Maradona'yı sabırsızlıkla bekleyenler onun üzerindeki beklentileri ve baskıyı arttırıyordu. Gol yollarındaki soğukkanlılığı ile taraftardan buz adam lakabını aldı. Boca ile bir apertura bir libertadores ve birde copa sudamericana kazandı. 2003 yılındaki u20 dünya şampiyonasında Tevez'li Mascherano'lu Cavenaghi'li kadronun parçalarından birisiydi. Maalesef Dani Alves'li Brezilya ve Iniesta'li İspanya'nın arkasında bitirdiler ve şampiyonada 4. oldular. O takımın ilk 11 oyuncusuydu. Kısacası Arjantin'in 83-84 jenerasyonunun önemli oyuncularından birisiydi.

Biraz pişmesi mantığı ile Independiente'ye kiralandı. Fazla verimli olamadığı Independiente'de çok durmadı ve devre arasında Colon Santa Fe'ye giderek ilk düşüşünü yaşadı. İki sezon kaldığı Santa Fe'de 30 maçta 11 gol attı. Buradan sonraki durağı ise Türkiye oldu.

Sakaryaspor tarafından kiralandı. Hırçın olması taraftarın hoşuna gitmişti, bunun yanında küme düşmemeye oynayan takımı ayakta tutan futbolcu olarak göze çarpıyordu. Ne varki attığı goller ve yaptığı asistler takımını kümede tutmasına yetmedi. Bir sonraki sene Kayserispor tarafından transfer edildi ve asıl çıkışını burada gösterdi. Türkiye kupasını alan takımın en önemli kozuydu. Ligimizin en tehlikeli oyuncuları arasında gösteriliyordu ki sakatlık belası yakasını bırakmadı. 2008-2009 sezonunun altı ayını top oynamadan geçirdi. Ertesi sezon tekrar eski performansını yakalıyordu ki yine araya uzun bir sakatlık girdi. İyilişme süreci bittikten sonra Şota tarafından maç eksiğini gidermesi için A2 kadrosuyla maça çıktı ve bu maçtada sakatlandı ve sezonu kapadı.

Bu ligde izlemekten keyif aldığım futbolculardan biri olduğu için sezonun ilk maçında televizyon başına geçtim. İlk maçları geçen haftaki Bursaspor maçıydı. Maçın 6. dakikasında dizi döndü ve yine 6 ay sahalardan uzak kalacak. Şu an halen Türkiye liginin önemli futbolcularından birisi tabii sakatlıklardan zaman bulupta topla buluştuğu an. Onun adı Franco Cangele...

Bazen olmuyor işte... Hayat izin vermiyor masalın mutlu sonla bitmesine... Tevez, Mascherano gibi isimlerle beraber u20 milli takımını temsil ediyor ve geleceğin yıldız adaylarından biri olarak gösteriliyorsun. Fakat gün geliyor dibi görüyorsun, dizlerin seni kaldıramayacak hale geliyor ve yere yığılıp kalıyorsun. En sevdiğim sporcuların, zirveye doğru ilerlerken dibi gören ardından tekrar zirveye çıkan sporcular olduklarını defalarca belirtmiştim. Trajik hikayeler çok hoşuma gidiyor. Ona bahşedilen özel yeteneklerle tekrardan hakettiği yere çıkması beni garip bir mutluluğa sokuyor. Cangele'nin bu saatten sonra nereye doğru yol alacağını bilemiyorum ama temennim tekrardan üst düzey futbol oynayabilmesi çünkü böyle özel yetenekler ligimize sürekli gelmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder