NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

20 Mart 2011 Pazar

Beşiktaş-Kayserispor

Amaçsız bir Beşiktaş’ın disiplinli ve kuvvetli bir Kayserispor ile lig maçıydı. Her zaman olduğu gibi tribünde yerimizi aldık. Maçın ilk 15 dakikası maçtan çok kapalı üstte çıkan kavgayı izledim. Mücadeleyi seven bir toplumuz. İyi top oynayan yetenekli oyuncudan çok mücadele eden her yere basan oyuncuyu severiz. Mesela “Nobre’de koşuyor abi” bizim ülkenin futboludur. Kaçlardan kalmaysa artık? Beşiktaş’ın bu sezon eksiği dirençli oyundu belki de. Kapalı üstte 15 dakikada çok sağlam direnç vardı. İki grupta kavgayı bırakmadı. Neyi paylaşamadılar bilmiyorum. Böyle yürekten dövüşen gençleri sahada görmek isteriz. Beşiktaş’ın çocuğu deriz hemde.

Tayfur Hoca ideal bir kadro kurmuş. 4-2-3-1 düzeniyle sahadaydı takım ve oyuncu seçimleride gayet yerindeydi. Maçın başlarında abes bir gol yedik. İsmail’in kanadından gelen topu Zalayeta iyi kontrol etti. İki savunmacıyı sırtına alıp klas bir vuruşla golü buldu. Kayseri’nin maçta başka pozisyonu var mı hatırlamıyorum. Nadir gelişen kanat akınları belki… Golde İsmail suçlu diyemem, kavgayı bırakıp maça bakayım biraz dediğimde top havada süzülüyordu. Zalayeta’ya topu aldırıp vuruşu yaptıran savunmanın hatası diyebilirim.

Golden sonraki bölümde Beşiktaş oyunu kontrol etti. Orta sahada iki dirençli isim Necip-Ernst takıma dinamizim getirdi. Beşiktaş bugüne kadar hep rakipten iki kat fazla pas yapıyordu. Ne zaman bu paslar verimli olursa o zaman Beşiktaş çok baskılı ve savunulması güç bir takım haline geliyordu. Bu maçında kilidi buydu. Daha efektif pas trafiği ve oyunu ileriye ve kanatlara çabuk yönlendirmesinin faydasını maçı çok üstün oynayarak aldı Beşiktaş. Schuster gitti Beşiktaş toparlandı veya Tayfur’un elinde sihirli değnek var demek fotomaç haberi yapmak olur. Guti’nin daha ileride topla buluşması Tayfur’un yaptığı en doğru hareketti. Schuster’in Beşiktaş’ında Guti defansın önünden top alıyordu bu da hem Guti’yi yoruyordu hemde Ernst-Necip-Fernandes-ismi lazım olmayan arkadaş(Marco diyelim:D) dörtlüsünden ikisini sadece defans yapan iki tane çapaya dönüştürüyordu.

Maçta dikkatimi çeken tehlikeli bir nokta var. Quaresma’nın Bobo oyundaykenki verimi ve hırsı ile Almeida oyundaykenki verimi ve hırsı arasında büyük bir fark var. Umarım benim adıma bir yanlış anlamadır. Eğer bu Portekizliler benim Bobo’mu yiyecekse lütfen ülkelerine doğru yolunu alsınlar (Simao hariç). Kimse Bobo’nun ayağından kazandığımız maçları ve kupaları unutmasın. İstatistikler Bobo’nun ne kadar iyi bir forvet olduğunu bariz bir şekilde gösteriyor. Almeida’da çok iyi forvet ve ikisi dönüşümlü olarak çok verimli şekilde kullanılabilinir. Fakat Bobo’mun hakkını yemeyin derim.

Son söz, bizim stat kime kayıyordu yahu!!!

1 yorum:

  1. Futbolcularin hocaya sevgilerinin olmasi cok onemli. Tayfur bunu sagliyabiliyorsa devam etmeli.

    YanıtlaSil