NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Derbilerin Derbisi.. Superclasico!

Bir çok otoriteye göre en sert rekabet ve canlı olarak izlenmesi gereken 10 büyük spor olayından biri olarak geçer Boca-River maçı. Ne kadar sert bir derbi olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok ama bilmeyenler için birkaç olay ile açıklayayım.

Yıl 1968.. El Monumental'de oynanan Superclasico 0-0 sona eriyor. Fakat bu maçı unutulmaz yapan maç sonu yaşanan ve futbol tarihine geçen trajedi. Boca taraftarları River tribünlerine attığı yanan kağıt parçaları kısa sürede alev alıyor. Tıklım tıklım dolu olan stadyumda yaşanan kaos 71 kişinin ölümü ile sonuçlanıyor.

Yıl 1994.. Ariel Ortega ve Hernan Crespo'lu River Plate ligi kasıp kavuruyor, Güney Amerika'da almadık kupa bırakmamış. Clasura'nın 6. haftası Superclasico var. La Bombonera'da oynanan maçı River 2-0 kazanıyor. Maç bitimi River tribünlerine ateş açılıyor ve 2 River taraftarı hayatını kaybediyor. Olayın ardından Boca'lılar duvarlara skoru "şimdi 2-2" olarak yazıyorlar.

Peki bu rekabet nereden geliyor? Dünya'nın en sert ve en büyük rekabeti tahmin edeceğiniz üzere bir skor rekabeti yani hangimiz daha çok kazandık, hangimiz daha başarılıyız rekabeti değil. Boca-River rekabeti Buenos Aires ve hatta tüm Arjantin'de yaşayanlar için bir kimlik, bir sınıf mücadelesi. Aynı yıl (1905) kurulan kulüplerden Kırmızı-Beyazlı olanı zengin ve orta kesimin takımı olurken Sarı-Lacivertlileri alt gelir grubunun ve işçi sınıfının takımı. Tabii kulüplerin bu kuruluş hikayeleri de doğal olarak iki kulüp üstünden bir sınıf, kimlik mücadelesine dönüşüyor.

Buenos Aires'de doğan her çocuk çok ufak yaşlarda tribünlere gitmeye başlar ve hemen hepsi stadyuma hangi yoldan güvenli gidileceğini, kendisini nasıl koruyacağını ve tribünden ne zaman çıkacağını bilir. Bu son tanım sanırım Superclasico'nun ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya yeterli olmuştur.

Bir Maradona hayranı ve sporsever olarak benim de tabii ki canlı izlenecekler listemin zirvesinde Superclasico vardı. Her sene, bir gün mutlaka diye diye bu işin olmayacağını anlayıp işe koyuldum ve son oynanan maça bileti aldım. Ulaşım-konaklama-izinler ayarlandı ve sonunda hayallerimin ülkesi Arjantin'e yola çıkıldı.

Eğer yurtdışında maça gitmek istiyorsanız viagogoyu kesinlikle tavsiye ederim. Her ne kadar bilet fiyatının 10 katına satsa da en garanti yol. Bileti stada yakın bir bardan aldıktan sonra stada doğru yürümüye başladım. Tedirginlik had safhada, başına her an bir şey gelebilir, ara sokaktan ne çıkacağı meçhul.. ama her saniyesi de inanılmaz zevkli. Boca'lıların peşine takıldım gidiyorum, yarım yamalak İspanyolca ile gideceğim tribünü bulmaya çalışıyorum. Gerginlik ve adrenalin dorukta, o an yaşadığınız his harcadığınız her kuruşa değiyor.

Stadyum gösterişli değil, bizdeki gibi dışı muazzam tribünleri boş TOKİ stadlarına benzemiyor. Tam tersine kontrolden geçerken turnikeden girince hatta her merdivende o ruhu hissediyorsunuz. Burası kesinlikle futbolun mabedi dedirtiyor insana.

Taraftarlığın boyutunu anlatmak mümkün değil, orada başka bir bağlılık var. Taraftar her saniye coşkulu ve sahada olan bitenden ziyade taraftarları izlemek size daha büyük keyif veriyor. Hele atılan golde tellere bir koşuşları var, her yerde videoları vardır ama o anı canlı izlemenin tarifi yok.

Son olarak ise futbolun kalitesinden bahsetmek gerek. İki takımda sahada futbol oynamaya çalışıyor ve oyunun temposu o kadar yüksek ki bir saniye maç durmuyor. Bizim ligde futbola benzer bir şeyler oynamaya çalışan takımların maçından sonra adeta gözlerin pası siliniyor. Yetenek ile beraber tempoda yüksek olunca insan kendi kendine bizim Türkiye'de izlediğimiz sporun farklı bir dalı mı acaba diye soruyor. Her ne kadar maçı River 3-1 kazansa da oynanan oyun, tribündeki coşku beni kelimenin tam anlayımla mest etti. Bir gün mutlaka gidin, ne kadar farklı bir derbi olduğunu göreceksiniz.

Sırada Celtic-Rangers var, görüşmek üzere, esen kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder