NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

27 Ekim 2011 Perşembe

Beşiktaş-Fenerbahçe

Maç öncesi Beşiktaş ve Fenerbahçe tribün liderlerinin buluşup ülkemizde yaşanan üzücü olaylara karşı ortaklaşa hareket edelim, güzel mesajlar verelim şeklinde görüş birliğine vardığı sıralarda Federasyon'dan garip bir yasak geldi. Ortada hiçbir şey yokken.

Ne yaptığını kendi bile bilmeyen Federasyon yasağı kaldırdı. Sadece derbilerin değil hiçbir maçın seyirci olmadan tadı olmaz. Fenerbahçe taraftarı iyi ki gelmiş stadımıza. Tabii emniyet güçlerinin çağ dışı uygulaması gereği maç başlayana kadar elinde biletiyle kapıda kalan Fenerbahçeli taraftarlar olmuş. Bu sebepten kapıyı kırıp içeri girdikleri söyleniyor. Stat girişlerindeki problem biz torunumuzla maça gittiğimiz zaman bile devam edecek anlaşılan.

Maçtan bahsetmek gerekirse, Beşiktaş her zaman olduğu gibi ilk 20 dakika oyunu önde oynayan istekli bir görüntü sergiledi. Kalede Cenk, savunmada Hilbert, İsmail, Egemen ve Sivok dörtlüsü. Orta sahada Veli, Ernst, Aurelio üçlüsü ve ileride SIMAO, quaresma ve Pektemek üçlüsü ile sahaya dizildi. Beşiktaş'ın tempolu ve baskılı oyunu olgunlaşmayan atakları ile verimsiz ama çalışkan bir görüntü sergiledi. Bu sırada takımda en sevdiğim isim Simao'nun muhteşem golü geldi. Beşiktaş'ın defans ile forvet arasındaki mesafe açılmaya başladıkça da oyunun kontrolü Fenerbahçe'nin eline geçti. 20. dakikadan sonra oyuna tamamen hakim olan Fenerbahçe pas trafiğini iyi organize ediyordu. Bu sırada Beşiktaş'ın orta saha elemanlarıda oldukça iyi alan kapatıyor ve rakibini bozmaya çalışıyordu. İlk yarı bitene kadar da tamamen kontra atağa yönelik bir anlayış sergiledi. İstediği pozisyonları buldu ammavelakin farkı ikiye çıkaracak golü atamadı.

İkinci yarı yine Fener topla oynayan taraf Beşiktaş ise kapanıp 1-0 a yatan vasat bir takım görünümündeydi. Gerideki yedi oyuncu iyi kapatınca alanları fazla pozisyonda vermedi Beşiktaş. Fener'in attığı golde Quaresma'nın Ziegler'i izlemesi gözden kaçmadı. 1-1'den sonra kalitesi düşük ama mücadele seviyesi yüksek futbol devam etti. Tabii Carvalhal'in Beşiktaş'ı daha fazla kapanmaya başladı. Carvalhal'in yaptığı yanlış futbolu meslek olarak seçmesi, kenarda ki görüntüsüyle gayet güzel bir izleyici olduğunu görebiliyoruz. Bence önümüzdeki maçları tribünden takip etse Beşiktaş için daha hayırlı olacak.

Quaresma'nın bireysel yetenekleri ile hazırladığı gol ki Quaresma bunun dışında koca maç gezinmekle uğraştı, Beşiktaş'ı 2-1 öne geçirdi. Golü bulduktan sonra adam gibi pas yapmaya başlayan Beşiktaş oyunuda kontrol edip maçı bu skorla bitirmeye oldukça yakındı ki baraj hatasından kaynaklanan Baroni'nin füzesiyle Fenerbahçe skoru eşitledi.

Benim için maçın en önemli sahnesi ise 90. dakikada sahaya fırlattığımız atkılarımızdı. Gururla, onurla her maç boynuma sardığım siyah beyazlı kaşkolum, her ne koşulda olursa olsun, sonunda ölüm bile olsa boynumdan çıkarmayacağım siyah beyazlı kaşkolum, umarım Van'da bir kardeşimin ya da bir büyüğümün ısınmasına yardımcı olur. Benim için önemli olan budur. Gerisi nasıl olsa değişir, gün olur devran döner bu yönetimde defolup gider.

Son söz, Ben İnönü'de Beşiktaş'ın bu kadar kapanıp 1-0'a yatmaya çalışmasını hazmedemiyorum. O yüzdendir Carvalhal'a bu tepkilerim. Ayrıca bu takımın vazgeçilmez iki adamı var onlarda Hilbert ile Ernst'dir. Sezon başında beke ihtiyacımız yok deyip Hilbert'i de gözden çıkaran Tayfur'un vizyonu=Carvalhal'in vizyonu... Kısaca Carvalhal, Tayfur'un Portekizce bilenidir. İkiside bu takım için çok düşük seviyedeler. Burada mevzu Tayfur'un adamlığı değil, o konuda Tayfur'u ne kadar takdir ettiğimi bilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder