NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

14 Nisan 2011 Perşembe

Kaybedince İyi Gelir...


Doksanları unutamıyorum... Çok bilinen klişe aslında, ben unutamıyorum yerine çok seviyorum demeyi tercih ediyorum. Gerçekten bir başkaydı o yıllar, benim çocukluğum çok güzeldi, belkide o yüzden çok seviyorum. O yıllardan unutamadığım bir şeyde efsane uludağ gazoz. Şu anda bilgisayarın önünde efsane şişede bana bakıyor ve yudumladıkça çocukluğumu hatırlıyorum.

Çocukken oturduğum siteyle alt mahalle arasında bir top sahası vardı. Mahalle maçlarımızı orada yapardık. Bugünkü yeteneklerimin hepsini o günlere borçluyum. Düştüğüm zaman kalkabilmeyi, ayakta durabilmeyi, sorumluluk alabilmeyi ve mağlubiyete itiraz edebilmeyi o maçlarda öğrendim. Hayata dair öğrendiğim bir çok şey o günlerin eseridir aslında. Bizim yaş gruplarında alt mahalleye hiç kaybettiğimizi hatırlamıyorum. Bir çok zaferimizde başrolü ben oynamıştım. Alt mahalle yapısı gereği biraz daha kavgacıydı. Maçı sertleştirdikleri zaman, bizim çocukların korktuğu dakikalarda ise Engin girerdi devreye. İyi top oynardı ama daha önemlisi hepsine kafa tutacak bizi kollayacak yüreği vardı.

Abimlerin yaş grubunda dengeler hemen hemen eşitti. Bazen onlar bazen biz kazanırdık. Saygımız gereği büyükler akşam geldiğinde sahadan çekiliyorduk. O yüzden sabah veya öğlen oynamak zorundaydık. Ben belki abimden dolayı, belkide yeteneklerimden ötürü abimlerin maçlarda da sahadaki yerimi alıyordum. Hem fiziğim yetmediği için hemde sabahtan beri top peşinde koştuğum için yorgun oluyordum ve fazla verimli olamasamda elimden geleni yapıyordum. Büyüklerin maçında hücum özelliklerimden çok kazandığım toplarla, savaşçı kimliğimle ön plana çıkıyordum. Bana top kaptıran eşşek kadar adamların en büyük bahanesi ezeceğim diye korkuyorum idi. O yıllarda en nefret ettiğim söz buydu. Ben ufak yapıma aldırış etmeden mücadeleme devam ediyordum. Hatta bir keresinde yine sabahtan futbola başlamıştık herkes eve döndüğünde yada kenardan maçı izlemeye geçtiğinde ben Abimlerin maçtada oynamıştım. Akşam eve döndüğümde merdivenlerde açlıktan yada yorgunluktan bayılmıştım. Hiç unutamadığım bir anıdır:)

Bahsettiğim sahanın orada birde trafo vardı. Her maç sonu orada kritik yapmak için toplanırdık. İşte bu maç sonu kritikleri Uludağ Gazoz eşliğinde olurdu. Maçın üstüne çok iyi giderdi. O yüzden ne zaman bu gazozu içsem aklıma o günler geliyor. Özellikle kaybettiğimiz maçların üstüne bazen tek başıma giderdim oraya, sırtımı o trafoya dayar ve o efsane gazozu yudumlardım. Mağlup olmayı kendime hiç yakıştıramazdım ve sinirden ağlardım.

Şimdi Uludağ Gazoz içerken gözümün önüne o sahneler geldi. Bugünde sinirlendim birisine, aslında birazda kendime kızdım. Bu seferde bilgisayar başında yalnız başıma içiyorum gazozu çünkü kaybedince iyi geliyor. 15-20 senede bende çok fazla değişiklik yok demek ki. Hala aynı çocuk:)

1 yorum: