Seçimin tartışmasız galibi beklenin de ötesinde oy alan AK Parti oldu. CHP neredeyse yerinde saydı, MHP beklenden de fazla oy kaybetti ve HDP ilk seçimde beklenen oyu alarak barajı geçti. Bu sonuçları Aziz Nesin'in meşhur sözü ile açıklamak bana hiçbir zaman mantıklı gelmedi. Önce galipten başlayarak sırayla neleri doğru yaptılar neleri yanlış yaptılar anlatacağım.
AK Parti:
Haziran'da istediği sonucu alamayan parti bu dört aylık sürede ülkenin kaos ortamına sürüklenmesini kullandı. Hükümet'in kurulamaması, ekonomik istikrarsızlık, sürekli artan döviz kurları ve artan işsizliği, iktidarda tek parti olmamasına ve aynı sonuçlar gelirse bu kargaşanın süreceğine insanları ikna etti. En çok fire verdiği yer milliyetçi oylar ve Saadet-BBP'ye giden oylar olmuştu. 07 Haziran'dan sonra akıl almaz bir şekilde terörün artması ki bu başlı başına bir konudur ama bu konuda herhangi bir fikir beyan etmek istemiyorum, AK Parti'nin milliyetçi söylemlerini oldukça artırdı. Bu tutumuyla kaybettiği milliyetçi ve muhafazakar oyları fazlasıyla geri aldı. Oy kaybettiği diğer bir yerde Doğu ve Güneydoğu idi. Bu bölgede de bir korku ve baskı oluşturulması o bölgede yaşayan insanların HDP yerine AK Parti'ye yönelmesine neden oldu. Tabii baktığımız zaman Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde HDP halen birinci parti ama kaçan huzurun devam etmemesi için bazı oylar AK Parti'ye döndü ve kaybettiği veya ulaşamadığı oyların bir kısmını geri aldı. Burada çok kritik bir söylem var. "Oy vermezsen beyaz toroslar gelir". Bizim kuşak ve bizden bir kaç jenerasyon öncesi ne anlama geldiğini pek bilmez. Bunun ne anlama geldiğini anlamak için büyüklerinize sormanız gerekir. Hemen her ailenin bir yakını veya tanıdığı bir gece evinden beyaz toros ile alınmış ve bir daha geri gelmemiştir. Bahsettiğim dönem 70ler 80ler ve hatta 90ların başı Çiller dönemi. Bu söylem bile insanların çoğunu özellikle bölge halkından, "aman ne olursa olsun, huzurumuz bozulmasın" dedirterek AK Parti'ye yönlendirdi.

Burada iki ihtimal vardı. Ya halk "ben bunu yemiyorum" diyecekti ya da "aman banane, ekonomi bozulmasın, terör artmasın" diyecekti. Halk genel anlamda bu tercihlerden ikincisini seçti diyebiliriz.
CHP:
Etrafımdaki insanların çoğunun oy verdiği parti hatta zamanında dedemin ve büyükbabamın üyesi olduğu parti. Çevremde bir anket yapsam sanırım %80 civarı oy oranı olur ki bence problem burada. Tarihinde sadece iki seçim kazanabildi CHP ve ikisinde de partinin başında efsane olarak nitelendirebileceğimiz rahmetli Sayın Bülent Ecevit vardı. 1973 ve 1977 seçim haritasına özellikle bakmanızı tavsiye ederim. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz o dönemler kırmızı iken şimdi sadece kıyıya sıkışmış bir CHP çok net bir şekilde görülüyor. İçinde "Halk" kelimesi olan bir partinin bu kadar bitik bir hale gelmesi ve halktan uzaklaşmasının tek sebebi halen marifetmiş gibi milletvekili yapılan Deniz Baykal'ın siyasetinden başkası değildir.

Sayın Ecevit'in %42 ile kazandığı 1977 seçimlerinden devam edeceğim. Türkiye'de sol oy oranının zirve yaptığı seçimde bugün CHP içindeki ulusalcı kesimin, aynı zamanda benimde bu partiden uzaklaşmama sebep olan kesimin, büyük ihtimalle nefret ettiği Ahmet Türk CHP'den milletvekili idi. O seçimde %0,47 oy alan İşçi Partisi'ni saymazsak CHP tek sol partiydi. O dönemde bile sol oy oranı %40lar seviyesindeydi. Son seçim bize CHP+HDP %37 olduğunu gösteriyor. Bunun yanında 1970lerde sürekli artan sol görüşün iki kere de askeri darbe ile baltalandığını ve yerle bir edildiğini ve son olarakta Deniz Baykal etkisini gördüğünü de hesaba katarsak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiyi getirdiği noktanın başarılı olduğunu görebiliriz.
Parti'den Y.Ozdil zihniyetindeki ırkçı, ulusalcı insanları uzaklaştırmış ve doğru ekonomik politikaları benimsemiştir. Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti sadece AKP'yi eleştirmekten uzaklaşmış ve bir şeyler üretmek istediğini anlatmaya çalışan bir parti halini almıştır. Bugün ki CHP daha umut veren potansiyeline en yakın oyu alabilmiştir. Daha fazlası için daha çok çalışmalı ve Anadolu ile barışık parti olduğunu vurgulamaya devam etmelidir.

HDP:
Bana göre seçimin tek mağdur partisi... 07 Haziran'dan beri ülkede artan gerilimin ve kaosun havuz medya etkisi ile de sürekli üstlerine atıldığını gördük. Haziran öncesi bozuk ekonomi, bozuk düzen, tüm azınlıkların hakları, işçi kesimi ve yıpranmış adalet üzerinden çok da güçlü bir lider, bir eşbaşkan ile güzel mesajlar verirken tekrar seçimde üzerine atılan lekeleri temizlemekle uğraştı. Kaos ortamı ve korku yönetimi özellikle Doğu ve Güneydoğu'da en çok onların oylarını etkiledi. Tüm bu kara propoganda ve karalama çalışmalarına rağmen mecliste olmaları kendileri adına olumlu sonuçlardan birisi diyebilirim.

MHP:
Tekrar seçimde %12'nin altında oy almalarına şaşıran insanlar görüyorum ama bence asıl şaşılması gereken milliyetçilik dışında herhangi bir söylemi olmayan bir partinin 07 Haziran'da %16 alması idi. Aldığı o mucize oyu da 4 aylık süreçte tamamen yanlış politikalarla eritmeyi başardı. Bu süreçte tıkayıcı olmaktan öteye gidemedi. Parti içinde bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Sayın Devlet Bahçeli istediği sürece partinin başında kalacaktır. Mevcut düzende, merkez sağda yeni, güçlü bir parti kurulmadığı sürece de baraj sorunu yaşamayacaklardır.

Halkımızın verdiği karardan benim gördüğüm bunlardır. Daha güzel, umut dolu günler dileği ile...
eline sağlık Dodo yaşanan şeçim doğrularını çok güzel ifade etmişsin
YanıtlaSil