NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION

15 Mart 2015 Pazar

Bir Yükseliş Hikayesi

Aslında yazıyı kişisel bir başarı üzerinden değil bir takımın ihtiyacı ve bunun karşılanması üzerinden yazacaktım fakat Gökhan Töre bu sene ve özellikle son maçlarda öyle bir fark yarattı ki yazıyı kişi üzerine indirgemem gerekti.

Beşiktaş son iki yılın, hatta Aybaba döneminin belli periyotlarında, ligin en olumlu, en doğru ve en etkili futbolunu oynayan takım. Altyapıdan gelen genç oyuncular, akıllı yabancı transferleri ve gurbetçi genç yeteneklerin harmanlandığı ve en önemlisi çok doğru bir hocaya teslim edilmiş bir ekip. Buraya kadar hepimizin FM'de hayalini kurduğu takım hüviyetinde diyebiliriz.

Fakat bu ekibin bu sezona kadarki tek eksiği saha içinde bir winner (yerine Türkçe kelime bulamadım, kazandırıcı çok garip geldi) olmaması idi. Mesela ilk yarıda ki Fenerbahçe derbisinde 90 dakika hiçbir şey yapamayan Galatasaray'ın elinde Sneijder gibi bir winner olması maçı kazandırmıştı. Beşiktaş'ın sezon boyunca gösterdiği performansa ve özellikle son maçlara baktığımızda artık rahatlıkla saha içinde bir winner'ı olduğunu söylemek mümkün. Gökhan o kadar sıra dışı işler yapıyor ki, zorlanmadan attığı golleri bugün Messi, Robben gibi ustaların eserlerinde görebilirsiniz sadece. Sadece skora katkı olarak değil, tüm maç özveri ile çalışması ve en önemlisi rakip takım üzerinde oluşturduğu mental yorgunluk onu bir winner yapıyor. Bu performansı ile de ligin en iyi oyuncusu ünvanını göstere göstere hakediyor.

3-4 sene öncesinin FM'cileri onu Chelsea'den çok iyi hatırlar. O günden bu güne bir Almanya bir de Rusya deneyimi elde etti fakat ikisinde de ve tabii Chelsea'de de beklenen patlamayı bir türlü yapamadı. Bu patlamayı yapamayışının temel sebebi yetenekleri değildi. Sorun yeteneklerinde olsaydı bu üç takım Gökhan'a yatırım yapmazdı. Üst düzey yeteneklerinin yanına mental gelişimini bir türlü ekleyemeyince bir türlü genç yetenekten yıldız oyunculuğa terfi edemedi. Şimdi ise potansiyel yeteneği olgun bir yıldıza çevirecek ve bunu en iyi parlatabilecek ve bunun yanında kişisel, mental gelişimini en iyi sağlayabilecek hoca ile çalışıyor. Bu patlamada ki en büyük pay sahibi Bilic demek sanıyorum yanlış olmaz.

Gökhan'ı bu performans, bu seviyede oynamaya devam ettiği takdirde Avrupa'nın büyük kulüplerine götüreceği kesin. Gelişimini devam ettirmek için en doğru kademede, birkaç yıl sonra daha üst liglerde daha üst kademelerde zorlanmadan oynayabileceğine şüphem yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder