NEVER UNDERESTIMATE THE HEART OF A CHAMPION
11 Temmuz 2014 Cuma
98'in İntikamı
98 yazıydı... Yalova'da dedemlerin evde geçiriyorduk yazı ve Dünya Kupası tüm heyecanıyla devam ediyordu. Fransa ile Brezilya favori idi, bense her zaman olduğu gibi Maradona'sız ilk Dünya Kupası olan ve günümüzde bile Maradona'sını bulamamış Arjantin'i destekliyordum.
Grup maçlarını rahat geçmiştik, o kupada hayranlığımı kazanan ve el fenomeno ile beraber şu ana kadar izlediğim en iyi iki forvetten biri olan Batistuta ile daha sonra yolu ülkemizden de geçen yeni Maradona olamayan adamlardan biri Ortega takımın en önemli silahlarıydı. Kalede ise hayatımda gördüğüm en garip kaleci Carlos Roa vardı. Zanetti, Sensini, Veron ve Rüzgarın oğlu Cladio Lopez ile oldukça sağlam olan takımın kaptanı bugünlerin formda hocası Diego Simeone idi.
İkinci turda ezeli rakiplerimizden İngiltere ile karşılaşmış ve genç Beckham'ın kırmızı kart gördüğü maçı penaltılar ile almıştık. Arjantin halen istatistiksel olarak penaltılarda en çok kazanan ülke.
Çeyrek finalde sıra Hollanda'ya gelmişti. Hızlı başlayan maçın ilk golünü bir türlü Beşiktaş'a gelmeyen Kluivert atmış ve hemen ardından defansın arkasına iyi sarkan rüzgarın oğlu Cladio Lopez skoru eşitlemişti. Karşılıklı ataklar ve Hollanda'nın biraz sert futbolu ile 1-1 devam eden maçın sonlarına gelinmişti. Yetenekleri kadar hırçınlığı da ön planda olan ve bir türlü tam olamayan Ortega sağdan ceza alanına girerken ucuz bir numara ile kendini yere bırakmıştı. Hakem Ortega'ya sarı kart vermeye giderken Ortega'nın bu zaafını farkeden kurnaz Van Der Sar Ortega'nın dibine kadar geldi ve güzel bir kurgu ile hafifte çenesini Ortega'nın kafasına yaklaştırarak tecrübesiz Ortega'yı oyundan attırdı. O andan sonra Van Der Sar her zaman nefret ettiğim kalecilerden biri oldu.
Hemen pozisyonun ardından defanstan uzun bir top, Berkgamp'ın uzaydan gelen topu muazzam kontrolü, Ayala'ya kıvrak çalımı ve klas bir vuruş ile skoru 2-1 yapması... Dakika 89 ve umutların bittiği an...
Maçın bitmesi ile ağlamaya başlamıştım, o çocuk yaşımda hiçbir şeye bu kadar üzülmemiş ve sanırım yarım saat kadar ağlamıştım. O an tek hatırladığım evdekilerin bana tuhaf bakışı ve dedemin attığı fırça... Bu çocuk Arjantinli mi, Niye ağlıyor bu kadar bu soruları gelmişti. 13 yaşında bir çocuğun kalbine bu kadar girmiş bir sevgiyi anlayamamışlardı. Anlaşılması da çok kolay değildi, zira hayatı boyunca Arjantin'e hiç gitmemiş ve belki de hiç gitmeyecek olan birinin Arjantin'e olan sevgisi anlaşılır bir duygu değildi.
Aradan 16 yıl geçti, bu kez Brezilya'da yarı final maçında karşılaştık. Savunma güvenliğinin ön planda olduğu temposuz sıkıcı bir maçın ardından penaltılar ile rövanşı aldık. İşte çocuklar o günkü gözyaşlarımı siz sildiniz, hepinize tek tek teşekkür ederim. Sıra finalde, 90'ın rövanşını alacağız ve bu kez Maradona'nın gözyaşlarını sileceğiz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)






bu maç bir, utah chicago 2.eşleşme son maç iki, 2014 almanya-arjantin üç, utah chicago 1.eşleşme son maç dört, bilimum beşiktaş maçı hüsranı beş, altı, yedi, .... ulan biz bu spor müsabakalarını üzülmek için mi seyrediyoz :)
YanıtlaSilValla çok doğru diyorsun, bu maçları hatırladıkça hüzünleniyor insan:)) sporun güzelliği de burada değil mi:)
YanıtlaSilyok be ya. sporun güzelliği orada falan değil. kazansak daha güzel olur.
YanıtlaSil